Ruhun Tutkuları

Şevval Akar

Ötekileştirmenin Kökeni

   22 July 2026
Ötekileştirmenin Kökeni
Yazar Avatar
Şevval Akar

Tüm büyük savaşların temelinde insanların birbirlerini ötekileştirerek tehdit yerine koymalarının oluşturduğu korku yatar.

Anlamadığımız, anlamaktan bile korku duyduğumuz her fikir ve ideoloji bizim içimizde onu yok etme arzusu uyandıracaktır.

Toplumları birbirlerini yok etme arzusu ile dolduran düşünce ise temelde hayvani doğamızdan gelen güvenlik ihtiyacını karşılama isteğidir. "Farklı" olan, bizim anlam dünyamızın dışında yer alan şeyler her daim tehdit kabul edildiğinden, güvenlik ihtiyacını tekrardan sağlamak için bulunan en ilkel ve kolay çözüm o tehditi yok etmektir.

Bu dış dünyada böyle olduğu gibi kişilerin iç dünyasında da böyledir. Esasen madde alemi ruhsal alemde yaşananların bir yansımasıdır. Kişi kendi kurduğu ya da hali hazırda bulup benimsediği düşünce sistemine farklılık katacak herhangi bir görüşü yine tehdit olarak algılayacak ve onu yalanlayarak yok etmek isteyecektir. Kişiler zihinlerinde nasıl yaşıyorlarsa madde aleminde de bunun tezahürleri görülüyor.

Toplumlar ise birbirleriyle hemen hemen benzer zihin yapılarına sahip insanları bir arada bulundurduğu hatta esas amacı bu olduğu için bir sonuç olarak bu benzer zihinler bir arada olduğundan, aynı durumu tehdit olarak algılayıp saldırıya geçme durumu çok hızlı ve bilinçsizce gerçekleşir.

Bu bilinçsizce saldırıya geçmenin sonucu olarak tarihe baktığımızda zalimce katledilen milyonlarca insan görürüz. Çünkü esasen bu yapılırken zalimce görülmez aksine nefsi müdafaa gibi haklı sebepler varmışçasına ilkel dürtülerle tehditi ortadan kaldırmanın mutluluğunu ve zaferini yaşarlar.

Tüm bunlara sebebiyet veren "ötekileştirme" birbirimizi anlayacak olmanın korkusundan doğar. Burada Pınar Parin İşleyen anlayışsızlığı "çeşitliliğin şüphesinden ortaya çıkan kavga" olarak benim de çok beğendiğim üzerine düşündürücü bir şekilde tanımlar. Şüphe ortaya kavga çıkarır. Peki insan tam olarak neyden şüphe etmekten kaçar ve kavgaya yönelir?

Çeşitlilik.

Peki çeşitlilik neden bi kavga sebebi olur?

Sonuçsa yine aynı çeşitliliğinin ve farklılıkların tehdit olarak görülmesi...

Çeşitlilik bir tehdit midir? Rasyonel cevap vereceksek hayır.

Peki esasen tehdit olmayan bazı şeylerin bizim için tehdit oluşturma sebebi nedir?

Çeşitliliğin ve farklılığın tehdit oluşturmasındaki esas neden bizim alışık olduğumuz düzene zarar vereceğini, yıkacağını düşünmemizdendir.

Aslında bu düşünce kendi elimizde olana yeterince güven duymamamızdan doğar. Eğer güven duysaydık farklılığı tehdit olarak görmeyecektik. Sonuç olarak bize güven duygusunu eksik hissettiren ve ilkelce farklılıkları tehdit olarak görmemize neden olan şey dışarıdan gelen farklılığın getirdiği bir şey değil bizim içimizde oturmayan inançlarımızın neden savunduğumuzu bilmediğimiz fikirlerimizin getirdiği bi güvensizlik ve tehdittir.

Esasen bu saldırganlık dışa değil içe dönük bir eylemdir.

Kişinin kavgası ya da halkların kavgası yine onlara yöneliktir.

İnançlarını ve fikirlerini en önemlisi kendi eylemlerindeki esas nedenleri anlamaktan kaçmak kişide bir suçluluk oluşturur ve bu saldırganlık içe yönelik suçluluk duygusunun cezasını dış durumlar ve kişiler üzerine kesmektir.

Burada Peyami Safa'nın "suçlamak anlamaktan kolaydır, çünkü anlarsan değişmen gerekir" sözünü hatırlamak gerek.

Değişmek acı verici bir süreçtir. Kişinin kendi üzerine gitmesidir. Bu zihinsel bi olgunluk ister.

Suçlamaksa kendi üzerinden sorumluluğu attığın ve konfor alanında yaşamaya devam ettiğin bir rahatlık sağlar. İnsanlar ise bu rahatlığı her daim tercih etmişlerdir.

Fakat içinde bulunduğumuz bu şartlar altında gelecek, kimseyi ötekileştirmeden, suçlamak yerine anlamayı tercih edenlerce iyi bir gelecek haline getirilebilir...

Zihnimizde anlamaya daha çok alan açtığımız zamanlara varmak dileği ile...

Okuduğunuz için teşekkürler...

Yorumunuzu Bırakın