Görmek İçin Durmak Gerekir
Son dönemler bir çok kişi zamanın çok hızlı geçtiğini söyler. Belki de hızlı geçen zaman değil bizlerizdir. Biz zamanın içinden hızla geçip gidiyoruzdur.
Günlük hayat içinde odağımızı kendine çeken ve kendi yaşamımızdan bizi kopartan tonla oyalanma aracı vardır ne yazık ki. Başta sosyal medya ve oyunlar.
İnsanlar boş vakte sahip olduklarında gün içinde alamadıkları tatmini instagramda reels kaydırarak almaya çalışırlar. Bir çok farklı yaşam ve olayı birbiri ardınca görmek kişide yaşamdan geri kalmama, bir şeylerden haberdar olma hissi yaratır ve yalnızca seyrederek hayata dahil olma duygusunu yaşarlar. Bu duygu esasen bir ihtiyaçtır ve en kolay sosyal medya ile elde edilir. Fakat elde edilen bu duygu, sahte bir tatminden ibarettir.
Kişi eylemde bulunarak elde etmediği hiç bir duygu aracılığı ile tatmin hissetmemeli çünkü bu uzun vadede bir hayal kırıklığı ve can sıkıntısı var edecektir. Aynı ınstagramda reels izleyerek ve paylaşım yaparak hissedilen tatminin çok kısa sürüp sonrasında onu bıraktığınız da gelen can sıkıntısı gibi.
Burada pasif eylem ve aktif eylem olarak eylemlerimizi ikiye ayırıp incelemek gerekir.
Pasif eylem yukarıda bahsettiğimiz seyretmek, dinlemek gibi eylemlerdir. Yani siz reels, film, dizi izlediğiniz zaman esasen pasif bir eylem gerçekleştiriyorsunuz demektir. Bu eylem oluşmuş şeyleri tüketmektir aynı zamanda. Fakat aktif eylem kişinin kendisinin bir şeyler üretmesi temellidir. Kitap okumak bir şeyler yazıp çizmek ve ya işimiz ne ise onu geliştirmek adına adımlar atmak aktif eylemdir. En basiti yemek yapmak ve diğer ev işleri bile aktif eyleme dahildir. Aktif eylem kişiyi her daim daha canlı hissettirir, günün sonun da da bir iç rahatlığı ve gerçek uzun vadeli bir tatmin sağlar..
Gelelim asıl konumuza, bulunan her boş vakitte sosyal medyaya girmek aslında kendini oyalamaktır. Kendi yaşantısından tatmin olmayan kişi bunun üzerine düşünmek istemeyecektir ve kendini sürekli bir şey ile oyalama eğiliminde olacaktır. Kişi eğer bu yaşamsal tatminsizlik üzerine düşünme cesaretine sahip olsaydı bu tatminsizliği aşmak için bir çözüm bulacaktı, ama bazen kişi için bir sorunu çözme çabası içerisine girmek o sorun ile yaşamaktan daha yorucudur ve bu durum kişiyi çözüm üretmekten kaçan bir hale sürükler .
Sıklıkla kendini oyalama içerisinde olunca kişiye haftalar gün, günler saat gibi gelir ve zamanın içinden hızla geçer olur.
Fakat nasıl ki bir araba yolculuğunda ne denli hızlanırsak görüşümüz o denli bulanıklaşır, yaşamda aynen öyledir.
Yaşamın içinden hızla geçerken esasen yaşamı değil oluşturduğumuz bulanık görüntüyü yaşar oluruz. Bu da yaşamak değil yalnız var olmaktır. Oscar Wilde'nin tam burada söylenmesi gereken çok güzel bir sözü vardır " Yaşamak nadir rastlanan bir şeydir çoğu insan sadece var olur".
Yaşamak adı gereği harekete mecbur bir fiildir. Öyle ki biz en hareketsiz halimizde bile, yani uyku halinde olsak dahi içimizdeki akan kan, çarpan kalp ve nice doğan hücremiz var. Yaşam her daim bir eylem gerektirir. Fakat yaşamı anlamak, yaşamı görebilmek eylemsizlik ister..
Hayat hareketle yaşanır fakat durarak anlaşılır. Görmek için durmak gerekir.
Bazı şeyleri yalnızca yavaşladığımızda görebiliriz...
Bazı şeyler yalnız siz bu selin içinden çıkıp tüm perdeleri gözünüzden çektiğiniz zaman görünür hale gelir.
Hayatta bi yerlere yetişmeye çalışırken esas olana geç kalır insan.
O esas olansa senden acele etmeni değil durup yalnızca bakmanı ister.
Bazen sadece görmek için durmak gerekir...
Okuduğunuz için teşekkürler...