Ruhun Tutkuları

Şevval Akar

Duyarlı Olmak Üzerine

   21 July 2026
Duyarlı Olmak Üzerine
Yazar Avatar
Şevval Akar

Kişi toplumsal mevzularda bir şeyleri değiştirmek adına büyük güç taşımasa da gereken gücü aktive etme, toplanınca ortaya çıkabilecek gücün farkındalığını kazandırma noktasında her zaman bir güce sahiptir. Çoğu zaman " benim yapacağım şey ile ne değişecek" yanılgısı ile belki bir çok konuda üstümüze düşen duyarlı davranışlara yüz çevirdik. Fakat hatırlanmalıdır ki bir orman küçük bir kıvılcım ile yandığı gibi bir çok birey de küçük ama etkili bir başlangıç ile değişime muktedir olabilir.

Şikayetçiyiz, şikayet ettiğimiz şeyler fazlası ile bunu hak etseler de durup düşünmeli ve şikayette bulunan tarafta olmaya bizim hakkımız var mı diye sorgulamalıyız.

Ağaçları kesip, canlılara zarar veren bir kişinin çevre aktivisti olmasını bekleyebilir miyiz? Ya da sigara izmaritini yerlere atan birinin çıkan yangınlardan şikayet etmeye hakkı var mıdır?

Ne yazık ki bizim insanımız şikayet etmeye, bir iki paylaşım yapıp duyarlı görünmeye meyilli olduğu gibi yaşam içinde hakiki duyarlı eylemlerde bulunmaya meyilli değildir.

Beklediklerini ilk önce kendinde bulundurma noktasında fazlasıyla eksik kaldığımız gibi beklediğimizi bulamayınca cüretkarca sitem etme noktasında da kendimizde oldukça hak buluyoruz..

Kısaca var olan kirden şikayet edip ahlanıp vahlanmaktansa herkes kendi kapısının önünü temizlese işler çok değişecek. Ne yazık ki çoğumuz bundan aciz yaşıyoruz..

Ne çok insan vardır dimi sistemden, eğitimden, hukuktan şikayet eden..

Hayatında kendini geliştirmek etrafına fayda sağlamak adına hiç adım atmamış binlerce insan vardır bu bahsettiğim konular üzerine şiddetle ve yoğun duygular ile şikayetlerde bulunup söz eden...

Çok acı insanın kendine ve çevresine bu denli körken, iş "konuşup üstün fikirler ve uyanık bir zihin gösterisine" gelince gözlerinin açılıyor olması...

Bu nokta da aklıma Livaneli'nin çok sevdiğim sözü olan "duyarlılık ile duygusallık taban tabana zıttır" sözü gelir.

İlk okuduğumda zihnimde oturmamış fakat düşündükçe tam olarak yer etmiştir.

Duyarlı insan şikayet eder etmesine fakat onun asıl meselesi ben ne yapabilirim, olanları değiştirmek adına kendimde neleri bulundurmalıyım sorularına cevap aramaktır.

Duygusallık ise kişiyi realiteye karşı alması gereken faydalı tutumlardan olabildiğince uzaklaştıracağı gibi hiç bir şeye etki etmeden pasif bir şekilde var oluyor olmasının da ayırdına vardırmayacaktır..

Bu gözler önce kendine dönmelidir ki dış dünyaya gerçek ve etkili dokunuşlarımız olabilsin...

Değişim ilk olarak kişinin kendisinde başlar ve zamanla çevresine de sirayet eder..

Peygamberler, alimler, bilim adamları, yazarlar, filozoflar ve sanatçılar dünyaya etki etmiş ve binlerce hatta milyonlarca insana görülmeyeni gösterebilmiş insanlardır.

Bu insanların en büyük ortak noktası belki de gözlerini önce kendi içlerine çevirmiş olmalarıdır..

Değişim insanlara bir şeyleri şikayet ile dikte ederek değil zihnimizdeki bazen ütopik gelse de çoğu zaman inancımızla ve umudumuzla yaşaması için imkan yarattığımız o hakiki, gerçek ve faydalı fikirlerin en gözde temsilcisi olabilmekle mümkün kılınır.

İnsanlar parmağınız ile gösterdiğiniz yere değil bir yerden yükselen ışığa dikkat kesilip etkilenir ve o etkilenme ile değişime cesaret ederler. O ışığı önce kendimizde var edebilmek dileği ile...

Okuduğunuz için teşekkürler...

Yorumunuzu Bırakın