Ruhun Tutkuları

Şevval Akar

Denetim Odaklı Korku Kültürünün Sonucu Olarak Şiddet

   17 July 2026
Denetim Odaklı Korku Kültürünün Sonucu Olarak Şiddet
Yazar Avatar
Şevval Akar

Her insan hem alim hem de zalim olabilecek bir potansiyel ile özgür yaratılmıştır.. Bu noktada kişinin hangi yöne evirileceği kendi seçimleri doğrultusunda olsa da onu bu noktaya getiren sosyolojik etkilerin olduğu da aşikardır. Örneğin şiddetten bahsedecek olursak bu sadece kişinin kendi suçu değil bir toplumun suçudur aynı zamanda. Bu nedenle şiddetin her türlüsüne karşı da olsak bunu protestolarla yıllarca dile de getirsek bu problemin toplumsal ve sosyolojik kökenine inmeden kurtulmak pek mümkün durmuyor.

Her geçen gün daha da toplumun sağlığını ve güvenini azaltan şiddet eğilimli insanlar ve onların kurbanları artıyor. Bu noktada olaya artık daha kökten çözümler getirmek gerekecek. Kökten çözümlerden biri ise ahlakı ve iyi bireyler olmayı daha ön planda tutan eğitim sistemleridir. Biz birer makina değiliz, refah içinde yaşamamız için önemli olan tonla şey bilmek değil, iyi huylar edinmektir. Bilgiç bir şekilde dolaşmak değilde erdemleri önceleyen bir hayat tarzıdır. Bu noktada eğitim, kişinin beynini bir depo gibi görmemeli onu erdemler ve ahlaki kurallarla birlikte işlemesi gereken bir fabrika gibi görmelidir.

Şiddetten uzak bir yaşam elde etmek istiyorsak değiştirilmesi gerekenlerin çok büyük bir kısmı ise eğitimin yanı sıra aile ve toplumsal yapıda yer alır.

Burada toplumsal yapılanmayı iki başlık halinde incelersek " Denetim Odaklı Korku Kültürü " ve " Gelişim Odaklı Değerler Kültürü " diye Doğan Cüceloğlunun çok sevdiğim bu ayrımını kullanabiliriz.

Burada bizim konu edindiğimiz kısım denetim odaklı korku kültürüdür. Bu kültür bireyi bir robot olarak görerek sürekli kurallar dahilinde yaşatmaya çalışır. Kişinin kendi olmasına önem vermeden zaten var olan bir kişilik kalıbına girmesini ister. Bu kültürde yetişen insanlar için yapılan her davranış içten gelerek değil yalnız dışarıdan onay almak ve kural dışı davranmanın cezasından korkmaktan dolayı yapılır hale gelir. Bu gibi davranışlar bizim toplumumuzda da hayli yaygındır.

Bireyin şahsi düşünceleri ve isteklerine önem verilmeden ona bir imaj çizmek ve bu imajın dışına çıkmasını engellemektir bu esasen. Böylesi bir "Denetim Odaklı Korku kültürü" kişiyi büyük bir kişilik çatışması içine sürükler. Bir yandan kendi istekleri varken diğer yandan buna izin verilmeyen bir korku kültürünün sonucu olarak istemediği bir hayat vardır. İçten içe kişide hayli öfke ve nefret yaratan bu sistem sonunda saldırgan ve öfke dolu insanlar ortaya çıkarır.

Bu kişilerin sınırları hayat boyu ihlal edildiği için bir başkasının da sınırını kolayca ihlal etme hakkı bulurlar kendilerinde. Yani şiddet esasen kişinin karşısındakine duyduğu öfkenin değil, kendi yaşamına ve bu yaşamı değiştirmediği için de kendisine duyduğu öfkenin bir dışa vurumudur.

Her ne kadar şiddet bireysel bir zalimlik olsa da kökeninde bu gibi toplumsal nedenlerde barındırabilir. Bu nedenlerin ortadan kalkması ve " Gelişim Odaklı Değerler Kültürüne" sahip olabilmemiz için ise fertlerin erdemlere önem veren bir aile ve eğitim sisteminin içinde yetişmeleri gerek. Bu da bir kişinin değil bir çok kişinin bunu fark edip bir şeyler yapmak için toplanması ile gerçekleşebilir. Günün birinde " Gelişim Odaklı Değerler kültürüne" sahip olmak dileği ile.

Okuduğunuz için teşekkürler...

Yorumunuzu Bırakın